30 Temmuz 2009 Perşembe

YİNE KİPA...


13 /07/2009 tarihinde Keşan Kipa'dan teşhir ürünü olan"SEG"marka 37 ekran TV satın almak mecburiyetinde kaldım.Ellerinde açılmamış ürün olmadığını söylediler...Tv lalettayin bir kutuya konuldu,Garanti Belgesi bulunamadığı için onaylanmadı.

Kumandası bir müddet arandıktan sonra elime pil kapağı lastikle tutturulmuş bir kumanda aleti tutuşturuldu...Başka bir magazada bakıp mukayese edince bana"deceiver bağlantı kablosu"nun da verilmediğini farkettim.

Satış fişinin üzerine de Satışı yapan Kemal M. AKTAŞ'ın önerisiyle"Teşhir ürünüdür.Müşteri istemiştir.Parçalar Tamamlanmıştır"notu yazılmayı da ihmal etmediler...Sözle aynı malın yenisi gelirse kumandayı değiştirebileceklerini söylediler.

Kırsal kesimde yaşadığım için ancak bu gün gidebildim KİPA'ya aman allahım çekmediğim eziyet kalmadı...Üstelik TV kumandasız açılmıyordu...

Yanımdaki arkadaşım"Bırak bunlarla uğraşmaya değmez...Bu kumandalar piyasada 5 liraya satılıyor,sadece kumandayı bir görelim gidip alırız..."Deyince Müşteri Hizmetlerine tekrar gittim."Kumandayı görebilirmiyim?"Dedim.Aklımda kalmaya bilirdi kumandanın resmini çekmek istedim görevli bayan bir feryat kopardı"Hayır resmini çekmenize izin veremem...diyerek.

BU MUDUR KİPANIN TİCARET ANLAYIŞI;İNSANLIĞI BU MUDUR ÇALIŞANLARININ;KAHROLSUN TÜKETİCİ HAKLARI...ÇALIŞANLARINIZA VE SİZLERE BU ŞEKİLDE DAVRANMA HAKKINI VERENLERE DE LANET OLSUN...ALDIĞINIZ PARA HARAMDIR.

AYRICA(0546 655 73 75)Nolu telefonuma da bundan böyle REKLAM MESAJLARINIZI göndermeyin.
Koray BANGUOGLU

22 Temmuz 2009 Çarşamba

ERİKLİ TURİZMLE NASIL KALKINACAK..?


Saros Körfezinin göz bebeği Erikli'de..

Çukurlarla dolu tozlu yolları yapmamakta adeta direnen"yollarınızı Turizm Geliştirme Kooparatifi yapmak zorunda"diyen belediye konut sahibi kişilerin parasını ödeyerek yaptırdığı yolları nasıl,hangi yüzle seyyar satıcılara parselleyebilmektedir..?

Sabahın köründe başlayıp sürüp giden Bağıra-çağıra evimizin önünde satış yapan ve bizi,misafirlerimizi,çocuklarımızı,bebeklerimizi uykudan uyandıran,ikaz ettiğimiz de çirkin bir dille efelenerek kavgaya tutuşan,sahilde bir saniye gözümüzü kırpmamıza dahi izin vermeyen satıcılara bu yetkiyi bu cesareti kim vermiştir..?

Saat 03.00 e dek süren sonuna kadar açık anfilerden yükselen"ÇİRKİN MÜZİK"için kim izin vermiştir,verilen izni kim nasıl suistimal etmiş,müzik sınırlarını çoktan aşan bu gürültüyü kim görmezden gelmiştir...Niçin..?

Mecidiye-Erikli Yoluna bakım yapmak için en uygun zamanın tatil mevsimi,deniz sezonu olduğuna karar veren ,köylünün tarladan ürününü pazarlamak için tarlasının kenarında açtığı tezgahları kaldırtıp,üreticiyi zor durumda bırakıp,traktörlerle plaj bölgesine girmelerine yol açanlar kimlerdir..?

Erikli'ye giriş-çıkış,otopark vb.uyarı levhaları koymamakta direnerek Erikli'yi"ACEMİ ŞOFÖR TALİM ALANINA"çevirenler kimlerdir..?

Erikli'nin içindeki yolları araç trafiğine"Hiçbir tatil yöresinde görülmemiş şekilde"açık tutanlar kimlerdir..?

BİZİM ÜLKEMİZDE(MODERN ÜLKELERDE OLDUGU GİBİ)ELEŞTİRİLER HELE HAKLI ELEŞTİRİLER NEDEN DEĞERLENDİRİLİP ÇÖZÜM BULUNMAZ DA ELEŞTİRENİN GIRTLAGINI SIKMAYA YELTENİLİR KURUM VE KURULUŞLARCA..?
VE SONRA"AHİM"E GAMMAZLARIZ ÜLKEMİZİ..

Ortalığı pislik götürürken görünmez olan despot görevlileri;haklı şikayetlerini dile getiren insanların.duyarlı vatandaşların karşısına yanına jandarmayı da alarak"göz dağı"verenler,ekmekle oynayanlar kimledir..?

Bakınız...Bu particilikte değildir.İnatla karşı tarafın ekmeğine yağ sürmektir...Erikli'ye ihanettir...Turizm'e ihanettir

14 Temmuz 2009 Salı

KİPA'DA MÜŞTERİ HER ZAMAN HAKSIZDIR...


Selahattin Duman

Sordular: Bütün zamanların en sinir reklamındaki “Amanın Fun Chos yesinler.. Fun Chos yesinler..” nakaratından daha sinir bozucusu nedir? El cevap: Market menajerinin, şikâyetini bildiren müşteriye tekrarladığı mazeret nakaratıdır.. Gönlüm acısından bunu bildi..

Yukarıda ettiğim laflardan nasıl mı bu kadar emin olabiliyorum? Başıma geldi de ondan.. Hem de Ege’nin gururu KİPA’nın Bodrum’daki tek şubesinde.. Çok ortaklı bir alışveriş merkedir bu KİPA..

Rahmetli Ahmet Piriştina’dan Metin Akpınar’a kadar pek çok ünlü ortağı olan bir hipermarkettir..

Yukarıda Allah var, doğruyu söylemek gerek..

Fiyatlar diğer hipermarketlere göre daha ucuzdur.. Mağazaları devasa büyüklükte olduğundan içinde gezinmesi şenliklidir..

***


Fiyatlar makûl, seçenekler fazla olduğundan reklamcı diliyle “C-D grubunda” olanların çoğu alışverişte burayı tercih ederler..

“C-D grubu” nedir derseniz onu da açıklayayım.. Benim de içinde bulunduğum bir tüketici topluluğu tarifidir..

Orta gelirlilerin biraz altında olan ile biraz üzerine taşanlar geniş bir kitle tabanı teşkil ederler.. Üç katmanlı tarifin en geniş kısmı en alt katmandır..

Diğer katmanlar grafik yukarıya doğru hareketlenirken daralır.. O yüzden de “C-D grubu” tarifine girip de kendini “A-B grubunda” gibi hissetmek isteyenler bu KİPA’ya koştura koştura gelirler..

İŞTE SANA ALET

Benim koşturmamın sebebi kendime bir DVD oynatıcısı almaktı.. İşime yarayacak olanı da adı sanı pek duyulmamış türden, fiyatı yüz lirayı geçmeyecek bir cihazdı..

Sony, Samsung, Pioneer gibi baba markalara gitmeyeceksin.. Bizim gibiler her elden çıkma malı seyrettiğinden böyle seçkin aletler işine yaramaz..

Çünkü bu marka oynatıcıların kafası sadece yasal ve pahalı DVD’leri okuyabiliyor.. İş öbürlerine gelince çuvallıyorlar.. Ucuz DVD’ler ise her şeyin okuyucusu.. Reddetme diye bir olayları yok..

Bendeniz de “telif hakları” denilen olayı istismar haline getirip, tüketiciyi ölümüne kazıklayan bu firmalara alerjik olduğumdan ucuz cihazlara meyilliyim..

Hollanda’da yeni kurulan ve her türlü telif hakkına savaş açan Korsan Partisi’nin sempatizanı olduğum için kendimi etik açıdan da rahat hissediyorum..

Uzatmayalım.. KİPA’ya gittik, bu dandik DVD oynatıcılarından bir adet alıp evimize götürdük.. Parası da seksen liranın sınırında bir şey..

Aleti kurduk, düğmesine bastık çalışmıyor.. “Eh! Olabilir..” dedik içimizden.. Götürüp sağlamıyla değiştiririz.. Sabahtan akşama televizyonda, hükümet adamlarının marifetiyle yayınlanan tüketiciyi koruma reklâmlarını izliyoruz ya! Onun gazının etkisi bünyede devam ettiğinden böyle saf hayallerdeyiz..

***


Önceki gün evden çıktım.. Tamı tamına yirmi dokuz kilometre yol yapıp KİPA’ya geldim..

Hava da inadına sıcak.. Aracın kliması çöl sıcağına yetmediğinden içeriye de sıcak hava üfürüyor..

Müşteri şikâyetlerini kabul eden stand marketin girişinde..

Oraya bir kız çocuğu koymuşlar.. Bir yandan şikâyet dinliyor, bir yandan mal değiştiriyor bir yandan da isteyen müşteriye malını yaldızlı kâğıtla paketliyor..

Tek tabancalı stand.. İşi tüketici açısından çok ciddiye(!) almışlar yani.. Sıram gelince derdimi anlattım.. “Çalıştıramadım..” dediğim aleti önlerine koydum..

Yanına da bütün uslu, edepli vatandaşların yaptığı gibi alışveriş fişimi, kredi kartı çıkışını ekledim..

EVET ÇALIŞMIYOR

Genç bir teknik elemanın benim aleti fişe taktıktan sonra koyduğu teşhis, yukarıdaki ara başlıktaki gibiydi..

“Eject düğmesi işlemiyor..”

Ben tüketici hakları reklamlarının hâlâ etkisi altında olduğumdan “Değiştirelim öyleyse.. Sağlamını verin, gideyim..” dedim..

Kızın cevabı beni rüyadan uyandırdı:

“Değiştiremeyiz..”

Niye mi? Bodrum’a inip o markanın temsilciliğini bulmam ve aleti orada MR’a sokturduktan sonra “çürük raporu” almam gerekiyormuş..

Olayın mantıksızlığı ortada.. Kızın cevabına aldırmadım.. Genç bir görevli.. Ne bellettilerse onu söylüyordur, deyip itiraz ettim..

Şefiyle görüşmek istedim.. Bizim kuruluşlarda şeften çok ne var ki? Başka bir genç adam geldi yanımıza.. Aynı hikâyeyi başa sarıp, satın alma fişi ve banka kartımın çıkışını gösterdikten sonra ondan da aynı şeyi talep ettim..

Cevap aynı oldu.. “Değiştiremeyiz.. Bodrum’a gidip..”

Hava sıcak, cinnete bir iki santim kalmış.. Kendimi bildiğimden “Güzel kardeşim müdürünüzü çağırın, belli ki size derdimi anlatamayacağım..” dedim..

Genç eleman nöbetçi müdürünü aradı.. Benim ısrarımın aslında ne kadar mânâsız olduğunu gözüme baka baka tekrarladıktan sonra “Beyefendi ille de bir yetkiliyle görüşmek istiyor..” dedi..

Bunu diyor ama yüzüme bakarak da alaycı alaycı gülümsüyor.. İçinden “Salak işte..” diye geçirdiği besbelli..

Nöbetçi müdür yardımcısı istemeye istemeye geldi.. Aynı şeyleri baştan dinledikten sonra “Maalesef değiştiremeyiz..” dedi..

Değiştirmeleri için ille de Bodrum’daki temsilciliği bulup “Cihazımız bozuktur..” yazılı bir onay almam lazımmış..

***


Eğer o kâğıdı almadan özürlü mallarını değiştirirlerse Bodrum’daki temsilci “Bozuk olduğu nereden belli?” diye kafa tutabilirmiş..

Sihirli cümle bu.. Bozuk olduğu nereden belli?

Anladığım kadarı ile KİPA’nın buradaki yetkilileri arasında “Gözün kör mü? Alet önünde.. Çalışmıyor işte..” diyecek kadar zeki biri yok..

Velev ki alet sağlam.. Geri alın, demiyorum ki.. “Değiştirin..” diyorum.. Sağlamsa başka bir sağlamla değiştirirsin, olur biter..

Bozuksa (ki bozuk) malı götürür adamın gözüne dayarsın..

Baktım ki şefleri de, şefin şefi de işi “müşteri lehine” halledemiyor.. Bütün şefler gibi “bir şeyin nasıl yapılabileceğini değil nasıl yapılamayacağını..” anlatıyor..

“Verin DVD oynatıcımı..” dedim.. Uzattılar.. Elime aldığım cihazı gözlerinin önünde yere çalıp, dağıttım..

“Aletin artık çalışmayacağından emin olabilirsiniz..” deyip çıktım oradan..

Kahrolsun tüketici hakları!

(Koray Banguoglu'nun yorumu...)>>>>

>>>Selahattin Duman'a çok teşekkür ediyorum.Ancak bilmelisiniz ki...

"KEŞAN KİPA ŞUBESİ Bodrum KİPA ŞUBESİNE BEŞ DEĞİL ONBEŞ ÇEKER"


ISRAR EDİYORUM...ISRARLA SÖYLÜYORUM...MÜŞTERİSİNİ İNATLA ENAYİ YERİNE KOYMA KONUSUNDA...

"KEŞAN KİPA ŞUBESİ Bodrum KİPA ŞUBESİNE BEŞ DEĞİL ONBEŞ ÇEKER"

2 Temmuz 2009 Perşembe

"CENNET"




"CENNET"<<(TIKLAYIN)